Daha Karanlık Bir Hikaye, Daha Az Mizah
Guy Ritchie'nin Netflix'teki başarılı dizisi The Gentlemen, ikinci sezonuyla çıtayı yükseltmeye çalışıyor. Ancak bu kez yönetmen, seriyi eğlenceli kılan keskin mizahı ve sıra dışı karakterleri bir kenara bırakıp, Francis Ford Coppola'nın efsanevi filmi The Godfather'ın neredeyse birebir kopyası bir anlatıyı tercih etmiş. Sonuçta ortaya, ilk sezonun enerjisinden yoksun, ağır ve tekrara düşen bir hikaye çıkıyor.
Dizinin ilk sezonunda, aile malikanesinde esrar yetiştiren uyuşturucu baronu Bobby Glass'ın (Ray Winstone) etkisinden kurtulmaya çalışan Eddie Horniman (Theo James), bu sezon tam tersine suç dünyasına dört elle sarılıyor. Yaşlanan patronun sauna perisinden (sezonun en iyi tekrarlanan esprilerinden biri) tavsiyeler almasından rahatsız olan Eddie, hem suç örgütünün hem de Lordlar Kamarası'ndaki soylu ailesinin kontrolünü ele geçirmeye karar veriyor. Bu karar, onu sürekli asık suratlı, gergin bir adama dönüştürüyor.
Karakterler Gölgede Kalıyor
İlk sezonda Eddie'nin mükemmel bir zıt karakteri olan Susie (Kaya Scodelario), bu sezon maalesef arka planda kalmış. İki güçlü adam arasında sıkışan Susie, eski sevgilisi ve kokain satıcısı Joe (Tyler Conti) ile iş birliği yaparak kendi yolunu çizmeye çalışıyor. Scodelario ve James'in hala yanıp tutuşan kimyası, dizinin en büyük kozlarından biri olsa da, senaryo onları hem iş hem de özel hayatta ayırarak bu kimyayı yeterince kullanamıyor.
Dizinin en eğlenceli karakterleri de bu sezon ya gözden düşmüş ya da tamamen kenara itilmiş. Susie'nin kenevir yetiştiricisi Jimmy Chang (Michael Vu) ve Eddie'nin dengesiz kardeşi Freddy (Daniel Ings) gibi isimler, hikayenin ana akışından koparılmış durumda. Freddy'nin yerine gelen kayınbiraderi Nanny (Benjamin Clementine) ise ne yazık ki beklenen eğlenceyi sağlayamıyor.
Godfather Etkisi ve Kayıp Fırsatlar
Ritchie'nin bu sezon İtalya'ya taşıdığı hikaye, görsel olarak göz kamaştırıcı göl manzaraları sunsa da, asıl amacı The Godfather'a yaptığı göndermeleri sergilemekten öteye geçemiyor. Eddie'nin acı çekerek olgunlaşması gerektiği fikri, karakterlerin sürekli tekrarladığı bir tema olmasına rağmen, yaşanan olayların sonuçları oldukça yüzeysel kalıyor. Dayak yiyor ama iz bırakmadan iyileşiyor, kayıplar yaşıyor ama gerçek bir bağ hissettirmiyor. Düşmanlar kolayca alt ediliyor, hatta bazıları hiçbir mantıklı gerekçe olmadan taraf değiştiriyor.
İlk sezonun zekice örülmüş olay örgüsünün aksine, ikinci sezon hikayeyi sürekli aynı noktaya geri döndüren gereksiz sapmalarla dolu. Guy Ritchie'nin İngiltere suç dünyasını anlatırken gösterdiği ustalık, maalesef bu genişleyen ölçekte kayboluyor. The Gentlemen'ın ikinci sezonu, iddialı bir yapım olmayı hedeflerken, izleyicisine hem karakterlerden hem de eğlenceden uzak, düz bir anlatı sunuyor.
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz!